Queer-feminist yürüyüş 2014 Bremen‘de
Geceleri geri alalım – queer-feminist konuları sokağa çıkaralım!

30 nisan 2014 sizi, yani kadınları, lezbiyenleri, intersexleri, transları*, Bremen‘deki queer-feminist yürüyüşe davet ediyoruz – „geceleri geri alalım“ sloganımızdır! Kamusal alanı beraber (geri) kazanmak ve queer-feminist bakışları görünür kılmak istiyoruz.

Yaşadığımız toplum farklı iktidar ilişkilerinden oluşuyor. Sadece birkaç tanesinden örnek vermek gerekirse: ataerkil, ırkçı veya cinsiyetçi iktidar ilişkilerinden bahsedebiliriz. Bize göre, bu durum bir felakettir. Bu cinsiyetçi ve ataerkil genel duruma karşı hissettiğimiz öfkeyi ifade etmek için buna karşı queer-feminist, yüksek sesle ve güçlü bir yürüyüşle karşı koymak istiyoruz.
Baskısız ve zulümsüz bir dünya için! Herkese özgür bir hayat için!

30 nisan 2014′te Bremen‘e gelin
Saat 3 itibaren açık alan/ atölyeler
Saat 6 halk mutfağı
Saat 7 ortak toplantı
Saat 8 yürüyüşün başlangıcı
Yürüyüşten sonra harika dj‘lerin müziği eşliğinde KadınLezbiyenİnterTrans*-bar

Daha ayrıntılı bilgi için, bu siteyi ziyaret ediniz: tbtn2014bremen.blogsport.de
Türkçe olarak daha fazla bilgiye, kalmak için bir yatağa veya o gün çocuğunuz bakmak için birine ihityacınız varsa bu adrese bir mail gönderiniz: takebackthenight2014@riseup.net
(bir PGP anahtarınız varsa lüften onu da gönderiniz)


Neden sokağa çıkmak istiyoruz?

Aşağı yukarı 3 kadından biri ve 3 trans* insandan biri hayatında cinsel şiddete uğruyor. Şiddetin çoğu görünmez ve duyulmaz bir şekilde ailelerde, evliliklerde, yakın ilişkilerde ve tanıdık insanların arasında yaşanıyor. Ama kamuoyunda, sokaklarda veya barlarda da cinsiyetçilikle ve ayrımcı şiddetle karşılaşıyoruz.
30 nisanda beraber sokağa çıkacağız ve erkeklerin* sahiplendikleri alanı geri alacağız. Biz kendimiz özerk ve özgür hareket etmek istiyoruz – ne zaman, nerede ve nasıl istersek!

Sürekli cinsiyetçi reklamlarla ve özellikle kadın* bedenlerinin pazarlanmasıyla karşılaşıyoruz. Bunlar kadınları* nesne olarak gösteriyor ve gerçek insani bedenlere benzemeyen, güçlü bir baskı yaratan „güzellik“ idealleri oluşturuyor.
Kendi cinselliğimiz, bedenlerimiz hakkında kendimiz karar vermek ve buna saygı duyulmasını istiyoruz. Kürtaj hakkı da bizimdir.

Toplumun içinde bizden belli bir şekilde kadın* veya erkek* olarak tanınabilir olmamız ve o anki rol ve kimliğe uymamız bekleniyor. Bu kategorilere uymayan kimlikler, örneğin trans* veya inter* kimlikler, „anormal“ olarak damgalanıyor ve şiddete uğruyorlar.
Belirsizliğe bir hak talep ediyoruz! Bu toplumda sadece iki cinsiyet yoktur!

Tüm bunlara bağlı, başka saçma bir fikir daha var: sözde heteroseksüellik dünyanın en doğal ve doğru cinselliğimiş gibi öğretilir. Başka cinsellikler, örneğin eşcinsellik, biseksüellik, aseksüellik queer veya çoklu aşk cinsellikleri değersiz görülüyor.
Bize hiçkimse baştan bir cinsellik dayatmasın istiyoruz. Onu özerk ve özgürce yaşamak istiyoruz. İstediğimizi sevmek ve arzu etmek istiyoruz!

Ataerkillik ve kapitalizm birbirine çok bağlıdır. Kadınlar* hala çocuk bakımı, ev ve bakım işleri için sorumlu olsun isteniyor. Bu işler genellikle değersiz görülüyor ve ücretsiz yapılıyor.
Biz bundan bıktık! Artık farklı, ihtiyaçlarımızı görünür kılan çalışma, aile ve ilişki modelleri istiyoruz!